Yazılar
26 Mart 2008 20:16 · engelci
OBDUKSİYON: Otopsi.
OBEZ: Şişman.
OBEZİTE: Şişmanlık.
OBJE: Görülebilen veya dokunulanilen herhangi bir şey.
OBJEKTİF: Duyulup, görülebilen, idrak edilebilen.
OBLİTERASYON: Vücuttaki boşlukların tıkanması.
OBSERVASYON: Müşahade.
OBSESYON: Daimi endişe, fikri sabit, nöroz.
OBSTETRİ: Doğum bilgisi.
OBSTRÜKSİYON: Tıkanma, engel.
ODİOGRAM: Kulağın işitme gücünün kaydıdır, odiometri cihazı ile ölçülür.
ODONTOİD: Diş şeklinde.
OEDİPUS KOMPLEKSİ: Erkek çocuğun annesine karşı duyduğu bilinçsiz yakınlık nedeniyle babasını kıskanması ve bununla ilgili ruhsal bozukluklar kompleksine verilen isimdir.
OFTALMİK: Göze ait.
OFTALMOLOJİ: Göz ve göz hastalıkları ile uğraşan bilim dalı.
OFTALMOLOJİST: Göz hastalıkları uzmanı, göz mütehassısı.
OFTALMOPLEJİ: Göze ait sinirlerin felci sonucu göz kapağının düşmesi ve gözün hareket edememesi ile birlikte oluşan tablo.
OFTALMOSKOP: Göz içi muayenesinde kullanılan bir alet.
OFTALMOSKOPİ: Oftalmoskop ile gözün içinin muayene edilmesi.
OFTALMOTONOMETRİ: Göz içi basıncın ölçülmesi.
OKKULT: Gizli, kapalı.
OKLUDE: Kapalı, tıkalı.
OKSİPUT: Başın arka kısmı.
OKÜLER: Göze ait.
OKULOMOTORYUS: Gözü hareket ettiren sinirlerden birisidir. (3.kafa çifti Nervus Oculomotorius)
OLEKRANON: Dirsekteki çıkıntı.
OLFAKTORYUS: Koku siniri. (Nervus Olfactorius)
OLİGO: Geri, küçük.
OLİGODENDROGLİOMA: Sinir sistemi destek dokusuna ait, özellikle beyincikte görülen kötü huylu tümör.
OLİGOMENORE: Seyrek görülen adethali
OLİGOSPERMİ: Menide spermatozoidlerin normalden az oluşu.
OLİGÜRİ: İdrarın normalden az çıkartılması
OMENTUM: Karın içerisinde, barsakları örten oluşum.
ONANİZM: Genital organlar ile oynayarak kendi kendine tatmin.
ONKOLOJİ: Tümöral oluşumlarla ilgili bilim dalı.
OPAK: Donuk, şeffaf olmayan.
OPERABL: Ameliyat edilebilir, ameliyat edilmekle halen bir şansı olan. ( aksi; inoperabl )
OPERASYON: Cerrahi müdahale, ameliyat.
OPİAT: Afyonlu ilaç, uyuşturucu.
OPİSTOTONUS: Bazı hastalıklarda vücudun ekstansör (gerici ) kaslarının gerilmesi sonucu gövdenin yay biçimi alarak kasılmış hali.
ORŞİT: Testis iltihaplanması
dengeliyen yola verilen isimdir.
OSTEOFİT: Kemiklerde patalojik olarak oluşan çıkıntı şeklindeki oluşumlar.
OSTEOGENESİS İMPERFEKTA: Kemiklerin kolayca kırılacak şekilde gevrek oluşu ile karekterize kalıtsal nitelik gösteren hastalık.
OSTEOGENESİS: Kemik oluşumu, kemiklerin gelişimi.
OSTEOİD: Kemik gibi, kemiğimsi.
OSTEOJENİK: Kemik yapıcı.
OSTEOLİZ: Kemiğin çürümesi, nekrozu, erimesi.
OSTEOMALASİ: Kemiklerin yumuşaması ile karekterize bir hastalık.
OSTEOMİYELİT: Kemik iltihabı.
OSTEOPLASTİ: Kusurrlu kemiği düzeltme veya sağlam kemikle değiştirme ameliyatı.
OSTEOPOROZ: Kemik erimesi
26 Mart 2008 20:13 · engelci
NANOSOMNİ: Cücelik
NARKOANALİZ: Psikanalize yardımcı olmak amacıyla, bir narkotik ilacın kullanılmasıdır.
NARKOLEPSİ: Önüne geçilemiyecek kadar şiddetli uyuma eğilimi.
NARKOTİK: Uyutucu, uyuşturucu.
NARKOZ: Ameliyat yapmak için duyu, hareket ve bilincin damar yolu veya solunum yolu ile narkotik madde verilerek uyuşturulmasıdır.
NARSİZM: Kendi kendini sevmek anlamına gelir.Aslında gelişimin normal bir safhasını teşkil eder,ancak hayatın ileri devrelerinde varlığı anormal sayılır.
NATAL: Doğuşa ait.
NATRİUM: Sodyum.
NATUREL: Normal, tabii.
NAUSEA: Mide bulantısı.
NAZOFARİNKS: Burnun arka kısmı ile yutağın komşuluk yaptığı bölge.
NEBULİZER: Sıvıyı püskürterek uygulamaya yarayan alet.
NEFRİT: Böbrek iltihaplanması
NEFRON: Böbrek hücresi
NEMFOMANİ: Kadınlarda görülen aşırı cinsel arzu
NEMFOMANYAK: Aşırı cinsel arzulu kadın
NEONATAL: Yeni doğana ait.
NEOPLAZİ: Patalojik anlamda yeni doku oluşumu.
NERVİT: Sinir iltihaplanması
NEVRALJİ: Sinirsel ağrı
NEVROZ: Hafif psikoljik rahatsızlık
NİKTÜRİ: Gece sık sık idrar yapma
NODÜL: Yuvarlak, çapı1 cm`den küçük patolojik oluşumlar.
NÖRASTENİ: Sinirsel yorğunluk
NÖRODERMATİT: Allerjik ekzem iltihaplanması
NÖRODERMATOZ: Allerjik ekzem
NÖROLEPTİKA: Epilepsiya karşı ilaç
NÖROLOJİ: Asabiye, sinir hastalıkları.
NÖRON: Sinir hücresi
NÖROŞİRÜRJİ: Beyin cerrahisi.
NÖROTRANSMİTTER: Sinir hücreleri arasında haber taşıyan madde
26 Mart 2008 20:12 · engelci
MAGNET: Mıknatıs.
MAKRO: Büyük.
MAKROFAJ: Bakteri ve virüsleri zararsızhale getiren alyuvarların bir alt türevi
MAKROFAJ: T-Öldürücü hücreleri, bakteri, virüs ve manatarlar gibi mikrolara karşı mücadeleeder.
MAKROSEFALİ: Başın (beynin) normalden büyük olması.
MALABSORBSİYON: Emilimin bozuk oluşu.
MALADİ: Hastalık.
MALARYA: Sıtma.
MALASİ: Keyifsizlik, kırıklık.
MALE: Erkek.
MALFONKSİYON: Her hangi bir organın yetersiz veya dengesiz görev yapması.
MALFORMASYON: Kusurlu oluş, sakatlık.
MALİN: Habis, kötü huylu.
MALLEOL: Ayak ekleminin her iki tarafındaki kemik çıkıntılarına verilen isim.
MALLEUS: Orta kulaktaki çekiç kemik.
MALNUTRİSYON: Sağlık için şart olan, vitamin, mineral, protein ve benzeri maddelerin yetersiz alınmasından doğan hastalıkları tanımlayan bir terimdir.
MALPRAKTİS: Tıpta yanlış, özensiz tedavi.
MAMİLLA: Meme başı.
MAMMA: Meme
MAMOGRAFİ: Meme filmi.
MANDİBULA: Alt çene kemiği.
MANİ: Aşırı neşe şeklinde beliren psişik hastalık.
MANİFEST: Aşikar, gizli olmayan.
MARFAN SENDROMU: Sebebi bilinmeyen herediter genetik bir hastalık.
MARİHUANA: Esrar.
MASTEKTOMİ: Ameliyatla memenin alınması.
MASTEKTOMİ: Memenin her hangi bir rahatsızlık nedeniyle alınmasıdır.
MASTİT: Göğüs iltihaplanması
MASTİT: Memenin iltihabıdır, emziren annelerde sütün birikmesi nedeniyle veya meme başındaki çatlak nedeniyle sık rastlanan bir durumdur.
MASTODİNİ: Meme ağrısı
MASTOİDEKTOMİ: Mastoid hücrelerin iltihaplanması nedeniyle mastoid kemiğin çıkartılması ameliyatıdır.
MASTOİDİT: Kulak arkasında bulunan mastoid kemikteki, mastoid hücrelerinin iltihabıdır. Genellikle orta kulak iltihaplarını takip eder.
MAZOHİST: İşkenceden zevk alan, işkence tarzı hareketlerden cinsel haz duyan.
MENENJİT: Beyin zarları iltihabı
Menenjit: Beyinzarı iltihaplanması
MENOPOZ: Adet kesilmesi
MENOPOZ: Adetten kesilme.
MENORAJ: Aşırı süreli adet hali
MENORAJİ: Uzun süren adethali
MENORE: Adet hali
MENSTRUAL SİKLUS: Adet görme dönemleri, iki adet arası.
MENSTRUAL: Menstruasyonla ile ilgili, adet görme ile ilgili.
MENTAL RETERDATION: Zeka gelişiminde gerilik.
MENTRUASYON: Adet görme, ay başı. (bayanlarda periodik kanama)
METASTATİK: Metastaz yapmış lezyona verilen isim. (Başka bir organdan atlamış tümöral oluşum)
METASTAZ: Herhangi bir organdaki kanser hücrelerinin, vücudun başka bir bölümüne atlamasıdır.
METRİT: Rahim iltihaplanması
MİGREN: Yarım başağrısı
MİKOTOKSİN: Mantarlar tarafından salğılanan toksik madde
MİKOTOKSİN: Mantarlarin slğıladığı zehirli maddeler
MİKOZ: Mantarlar, genelikle sindirim ve nefes yollarında yaşayan parazi bakteri ve virüslerdendetehlikeli olabilir.
MİKOZİS: Mantarlar, genelikle sindirim ve nefes yollarında yaşayan parazi bakteri ve virüslerdende tehlikeli olabilir.
MİKROPLAR: Hastalık yapıcı bakteri, virüs ve mantarlar
MİSTERİÖZ: Gizli, saklı, esrarengiz
MİTOZ: Hücre bölünmesi.
MİYOKARDİT: Kalp kaslarının iltihaplanması
MİYOKARDİT: Kalp kaslarının iltihaplanması
MİYOM: Uterus adalesinin iyi huylu tümörüdür.
MİYOPİ: Uzağı görememe
MORBUS HODGKİN: Lenfom, Lenf bezi kanseri
MORBUS: Hastalık
MUKOLİTİK: Mukus`u eriten anlamındadır. Yani, akciğerlerde oluşan ve katılığı nedeniyle çıkarılmakta güçlükle karşılaşılan mukus`un (balgam) kıvamını azaltarak, atılmasını sağlayan ilaçlar.
MUKOZA: Bazı organların iç yüzlerini kaplayan ve salgı üreten doku tabakası, iç deri
MUKOZA: Sümmüksü iç deri
MUKOZİT: Mukoza iltihaplanması
MUKUZ: Mukozan salğıladığı yapışkan sıvı (tükrük, sümük vb. )
MUKUZ: Sümüksü salğı
MS: multiple sclerosis veya disseminated sclerosis demek olup, beyin ve omurilikte görülen yer yer sertleşmeler nedeniyle kaslarda felce varan kuvvet kaybı ve istemli hareketleri konturol edememe ve diger sinirsel hastalıklarla kendini beli eden hastalık
MUTAJENİK: Genetik değişim yaratan
26 Mart 2008 20:12 · engelci
MAGNET: Mıknatıs.
MAKRO: Büyük.
MAKROFAJ: Bakteri ve virüsleri zararsızhale getiren alyuvarların bir alt türevi
MAKROFAJ: T-Öldürücü hücreleri, bakteri, virüs ve manatarlar gibi mikrolara karşı mücadeleeder.
MAKROSEFALİ: Başın (beynin) normalden büyük olması.
MALABSORBSİYON: Emilimin bozuk oluşu.
MALADİ: Hastalık.
MALARYA: Sıtma.
MALASİ: Keyifsizlik, kırıklık.
MALE: Erkek.
MALFONKSİYON: Her hangi bir organın yetersiz veya dengesiz görev yapması.
MALFORMASYON: Kusurlu oluş, sakatlık.
MALİN: Habis, kötü huylu.
MALLEOL: Ayak ekleminin her iki tarafındaki kemik çıkıntılarına verilen isim.
MALLEUS: Orta kulaktaki çekiç kemik.
MALNUTRİSYON: Sağlık için şart olan, vitamin, mineral, protein ve benzeri maddelerin yetersiz alınmasından doğan hastalıkları tanımlayan bir terimdir.
MALPRAKTİS: Tıpta yanlış, özensiz tedavi.
MAMİLLA: Meme başı.
MAMMA: Meme
MAMOGRAFİ: Meme filmi.
MANDİBULA: Alt çene kemiği.
MANİ: Aşırı neşe şeklinde beliren psişik hastalık.
MANİFEST: Aşikar, gizli olmayan.
MARFAN SENDROMU: Sebebi bilinmeyen herediter genetik bir hastalık.
MARİHUANA: Esrar.
MASTEKTOMİ: Ameliyatla memenin alınması.
MASTEKTOMİ: Memenin her hangi bir rahatsızlık nedeniyle alınmasıdır.
MASTİT: Göğüs iltihaplanması
MASTİT: Memenin iltihabıdır, emziren annelerde sütün birikmesi nedeniyle veya meme başındaki çatlak nedeniyle sık rastlanan bir durumdur.
MASTODİNİ: Meme ağrısı
MASTOİDEKTOMİ: Mastoid hücrelerin iltihaplanması nedeniyle mastoid kemiğin çıkartılması ameliyatıdır.
MASTOİDİT: Kulak arkasında bulunan mastoid kemikteki, mastoid hücrelerinin iltihabıdır. Genellikle orta kulak iltihaplarını takip eder.
MAZOHİST: İşkenceden zevk alan, işkence tarzı hareketlerden cinsel haz duyan.
MENENJİT: Beyin zarları iltihabı
Menenjit: Beyinzarı iltihaplanması
MENOPOZ: Adet kesilmesi
MENOPOZ: Adetten kesilme.
MENORAJ: Aşırı süreli adet hali
MENORAJİ: Uzun süren adethali
MENORE: Adet hali
MENSTRUAL SİKLUS: Adet görme dönemleri, iki adet arası.
MENSTRUAL: Menstruasyonla ile ilgili, adet görme ile ilgili.
MENTAL RETERDATION: Zeka gelişiminde gerilik.
MENTRUASYON: Adet görme, ay başı. (bayanlarda periodik kanama)
METASTATİK: Metastaz yapmış lezyona verilen isim. (Başka bir organdan atlamış tümöral oluşum)
METASTAZ: Herhangi bir organdaki kanser hücrelerinin, vücudun başka bir bölümüne atlamasıdır.
METRİT: Rahim iltihaplanması
MİGREN: Yarım başağrısı
MİKOTOKSİN: Mantarlar tarafından salğılanan toksik madde
MİKOTOKSİN: Mantarlarin slğıladığı zehirli maddeler
MİKOZ: Mantarlar, genelikle sindirim ve nefes yollarında yaşayan parazi bakteri ve virüslerdendetehlikeli olabilir.
MİKOZİS: Mantarlar, genelikle sindirim ve nefes yollarında yaşayan parazi bakteri ve virüslerdende tehlikeli olabilir.
MİKROPLAR: Hastalık yapıcı bakteri, virüs ve mantarlar
MİSTERİÖZ: Gizli, saklı, esrarengiz
MİTOZ: Hücre bölünmesi.
MİYOKARDİT: Kalp kaslarının iltihaplanması
MİYOKARDİT: Kalp kaslarının iltihaplanması
MİYOM: Uterus adalesinin iyi huylu tümörüdür.
MİYOPİ: Uzağı görememe
MORBUS HODGKİN: Lenfom, Lenf bezi kanseri
MORBUS: Hastalık
MUKOLİTİK: Mukus`u eriten anlamındadır. Yani, akciğerlerde oluşan ve katılığı nedeniyle çıkarılmakta güçlükle karşılaşılan mukus`un (balgam) kıvamını azaltarak, atılmasını sağlayan ilaçlar.
MUKOZA: Bazı organların iç yüzlerini kaplayan ve salgı üreten doku tabakası, iç deri
MUKOZA: Sümmüksü iç deri
MUKOZİT: Mukoza iltihaplanması
MUKUZ: Mukozan salğıladığı yapışkan sıvı (tükrük, sümük vb. )
MUKUZ: Sümüksü salğı
MS: multiple sclerosis veya disseminated sclerosis demek olup, beyin ve omurilikte görülen yer yer sertleşmeler nedeniyle kaslarda felce varan kuvvet kaybı ve istemli hareketleri konturol edememe ve diger sinirsel hastalıklarla kendini beli eden hastalık
MUTAJENİK: Genetik değişim yaratan
26 Mart 2008 20:11 · engelci
LABİL: Kararsız, çabuk değişen.
LAGOFTALMİ: Göz kapaklarındaki bozukluk nedeniyle gözlerin tam kapanmaması hali.
LAKRİMA: Göz yaşı.
LAKTASYON: Annenin süt verme devresi.
LAKTOZ: Süt şekeri
LAKÜN: Küçük boşluk, delik.
LAP: Lenfadenopati`nin kısaltılmış şeklidir. Lenfadenopati, lenf bezlerinde büyüme anlamına gelir.
LAPARATOMİ: Teşhis amaçlı veya ameliyat için karın boşluğunun açılması.
LAPAROSKOPİ: Ucunda kamera olan, laparoskop denilen aletle karın boşluğunun endoskopik incelenmesi.
LAPPİG: Loplu
LARENGOSKOP: Bogazın muayenesine yarayan aynalı ışıklı alet.
LARENGOSKOPİ: Gırtlağın içinin larengoskop ile muayenesi.
LARENJİT: Gırtlak iltihaplanması
LARENJİT: Larenks iltihabı, gırtlak iltihaplanması
LARENKS: Gırtlak.
LARVA: Tırtıl, kurtçuk.
LENF ÖDEMİ: Lenfin su toplaması
LENFATİK SİSTEM: Beyaz kann dolaşımı
LENFOM: Lenf bezi kanseri
LENFOMA: Başlangıcını lenfoid dokudan almış ur, lenf kanseri
LENS: Göz merceği
LEZYON: Genel anlamda henüz tam olarak niteliği tespit edilmemiş bozukluk.
LİBİDO: Cinsel arzu, şehvet
LİGAMENT: Vücudun muhtelif eklemlerinde, organlarında bulunan bağlara verilen isimdir.
LİPAZ: Yağları, yağasitleri ve gliserola çeviren enzim
LUMBAGO: Bel ağrısı
26 Mart 2008 20:08 · engelci
KAKOZMİ: Pis koku.
KALP ANJİNİ: Göğüs kafesinde ağrı ve sıkıntı verici bir sıkışm ve burkulma hisi verir
KALP ANJİNİ: Kalp sıkışması ve daralması
KALP ENFAKTÜSÜ: Klap krizi
KALYUM: Potasyum.
KANSEROJEN: Kanser yapıcı
KARDİAK: Kalbe ait.
KARİES: Diş çürüğü
KARİES: Diş çürümesi
KARİNA: Trakeanın (nefes borusu), sağ ve sol akciğerlere girmeden önce ikiye ayrıldığı kısıma verilen ad.
KAŞEKSİ: Genel sağlık durumunun bozukluğu ile ilgili ileri derecede zayıflama hali.
KATABOLİZMA: Maddelerin yüksek terkiplerinin, dokularda yakılarak daha basit terkipte maddeler meydana gelmesi.
KATAR: Mukoza iltihaplanması, mukozit
KATARAK: Göze merceğinin donuklaşması nedeniyle gözün önüne perde inmiş gibi durum
KATETER: Sonda
KELOİD: Eski bir kesi veya ameliyat yerinde aşırı nedbe dokusu oluşmasıdır.
KERATİN: Tırnak ve boynuzun ana maddesi.
KERATİNİZASYON: Boynuzlaşma.
KERATİT: Kornea iltihabı.
KERATOMA: Nasır.
KERATOMETRE: Kornea kavislerini ölçmekte kullanılan alet.
KERATOPLASTİ: Matlaşmış korneanın yerine başkasından alınan korneanın konulması ameliyatı.
KERATOSKOP: Korneayı muayene aleti.
KERNİCTERUS: Yeni doğanın şiddetli ikterinde beynin bazı çekirdeklerinin bilüribinin etkisiyle toksik degenerasyonudur.Çocukta zeka geriliği ve spastisite görülebilir.
KETONEMİ: Kanda keton cisimciklerinin bulunması.
KETONÜRİ: Idrarla keton çıkarılması.
KİFOZ: Omurganın açıklığı öne bakan kanburluğuna verilen ad.
KİNESİYA: Deniz veya araba tutması
KİST HİDATİK: Bazı organlarda (daha çok karaciger, akciğer , beyin) ekinokok adı verilen parazitlerin neden olduğu içi berrak su görünümünde kistler.
KİST SEBASE: Yağ bezlerinin büyümesi sonucu deri altında oluşan kistler.
KİST: Etrafı membranla (zar) çevrili içi sıvı dolu oluşumlar.
KIZAMIK: Salgın yapan virütik bir çocukluk çağı hastalığıdır.
KLEPTOMANİ: İhtiyacı olmaksızın patalojik çalma dürtüsüne verilen addır.
KLİMAKTERİUM: Adet kesilmesi
KLONİK: Kasların istem dışı kasılma ve gevşemesi
KLOSTROFOBİ: Kapalı yerlerden sebebsiz yere korkma reaksiyonudur.
KOCH BASİLİ: Tüberküloz basiline, bulanın adına izafeten verilen ad.
KOLAPS: Kolapsüs
KOLELİTİAZİS: Safra kesesi taşı
KOLESİSTİT: Safra kesesi iltihabı
KOLESTEROL: Hayvansal ve bitkisel yağların içerisinde bulunan, karaciğer tarafından sentez edilen bir maddedir. Kanda normalden fazla bulunması halinde, damar sertliğine neden olur, ve bazanda safra pigmentleri ile birleşerek safra taşlarının oluşumunda rol oynar.
KOLİK: Kramplı ağrılar.
KOLLAJEN HASTALIĞI: Bağ dokusu hastalığı
KOLİT: Kalın bağırsak iltihabı
KOLONİT: Kalın bağırsak iltihabı
KONJUNKTİVİT: Göz akı iltihaplanması
KONTRAKSİYON: Büzülme, çekilem, tenakkuz
KONTRASİYON: Kalp kaslarını büzücü
KONVÜLSİON: Çırpıntı
KORPUS: Gövde.
KRAMP: Kas veya kas grubunun aniden istem dışı ağrılı kasılma
KRON: Taç
KRUP: Krup hastalığı
KUMULATİF: Birikme, yığılma
KÜRTAJ: Küretajın kelime anlamı kazımaktır. Ama burada adı geçen Kürtaj halk arasında, küçük hamileliklerde rahim içerisindeki ceninin tıbbi müdahele ile alınması kastedilmektedir.
26 Mart 2008 20:06 · engelci
JARGON: Kelimeleri yerinde kullanamama ile karekterize anlamsız ve anlaşılmaz konuşma.
JEJUNİT: Jejunum iltihabı.
JEJUNUM: Oniki parmak barsağından sonra gelen ince barsak bölümü.
JİGANTİZM: Ergenlik çağından önce oluşan hipofiz bezi tümörlerinde büyüme olayının kontrolden çıkması sonucu oluşan dev görünüm.
JİNEKOLOJİ: Kadın hastalıkları ile ilgili tıp dalı.
JİNEKOMASTİ: Erkeklerde memenin anormal ölçüde büyümesi.
JİNJİVİT: Diştleri iltihabı.
JOİNT: Eklem.
JUVENİL: Gençliğe ait.
26 Mart 2008 20:05 · engelci
İDİOPATİK: Oluşumunda bir sebeb gösterilemeyen.
İDİOT: Doğuştan aptal.
İHTİYOZİS: Cildin pul pul ve kuru oluşu ile kendini gösteren bir hastalık.
İKTER: Sarılık.
İKTUS: İnme. darbe.
İLEİTİS: İnce barsak iltihabı.
İLEUM: İnce barsağın son bölümü.
İLEUS: Barsak tıkanması.
İLLUZYON: Dışarıdan gelen görsel uyarıların olduklarından faklı algılanması.
İMBESİL: Geri zekalı.
İMİTASYON: Taklit.
İMMATÜR: Tam gelişmemiş.
İMMİNENT ABORTUS: Düşük tehdidi altındaki gebelik.
İMMİNENT: Tehdit eden.
İMMOBİL: Hareketsiz.
İMMÜN: Bağışık,bulaşıcı hastalıktan muaf.
İMMÜNİTE: Bağışıklık, muafiyet.
İMMÜNİZE: Bağışık kılmak.
İMMÜNOLOG: Bağışıklık uzmanı.
İMMÜNOLOJİ: Bağışıklığı inceleyen bilim.
İMPETİGİNOS: Ağız vebrun civarında önce kabarcıklı, sonra kabuklu yaraların oluşması
İNFLAMASYON: Çeşitli mikrobik ajanlar veya toksinlerine karşı vücudun göstermiş olduğu; hararet artması, kızarıklık ile karakterize iltihabi reaksiyon.
İNİSİAL: Başlamakta olan
İNSOMNİA: Uykuya dalamama
İNSÜLİN: Pancreas tarafından üretilen hormon vücudun şeker oranın denğede kalmasını sağlar.
İNTERMEDİER: Arada oluşan, meydana gelen.
İNTRAEPİTELİAL: Epital hücreleri içerisinde.
İSKEMİ: Beli bir bölgede kansızlık
26 Mart 2008 20:04 · engelci
HABİTÜEL: İtiyadi, alışkanlığa bağlı.
HAİRY-CELL: Tüysü hücreler
HALLUKS: Ayak başparmağı.
HALLÜSİNASYON: Gerçekte olmayan şeyleri algılamak.
HALOTAN: Anestezik bir madde.
HALUSİNASYON: Hayalet görme
HAMARTOM: Yeni oluşmuş kan damarlarında meydana gelen tümör.
HAMARTROZ: Eklem boşluğuna kan dolması.
HARMONİ: Ahenk, uyum
HAŞİŞ: Esrar, haşhaş.
HEMAGLÜTİNASYON: Kan yuvarlarının aglütinasyonu.
HEMANJİEKTAZİ: Kan damarlarının genişlemesi.
HEMANJİOM: Kan damarlarından dogan urlar.
HEMATEMEZ: Kan kusma.
HEMATOLOG: Kan hastalıkları uzmanı.
HEMATOM: Damar veya damarlardan çevresine kann sızması
HEMATOM: Dokuda kan toplanması
HEMATOM: Organ içerisinde veya aralarında kan birikmesi.
HEMATOMİYELİ: Omurilikte kanama.
HEMATOSEL: Testis torbalarında kan birikmesi.
HEMAÜRİ: İdrarda kan görünmesi
HEMİPLEJİ: Yarı felç
HEMORAJİ: Kanama.
HEMOROİD: Basur
HEPATİT: Karaciğer iltihaplanması
HERPES SİMPLEKS: Aynı adı taşıyan virüsün sebep olduğu çeşitli deri ve mukoza bölgelerinde yaygın, küçük, içi sıvı dolu oluşumlar ile belirgin virütik enfeksiyon., uçuk.
HERPES: Uçuk
HERPES: Uçuk, içi sıvı dolu vezikül.
HİOERMENORE: Aşırı ve uzun süreli adethali
HİPERHİDROZİZ: Aşırı terleme
HİPERKROMAZİ: Pigment fazlalığı gösteren.
HİPERMETROP: Yakını net olarak göremeyen kişi
HİPERTANSİYON: Yüksek tansiyon
HİPERTERMİ: Yüksek ateş
HİPERTİROİDZM: Tiroid bezesinin aşırı çalışması
HİPOFİZ: Beyin tabanında burun arkasının üst kısmına uyan bölgede hormon salgılayan bir bezdir.
HİPOFİZ: Mercimek büyüklüğünde bir gude olup hipotalamustan gelen emirlere göre hareketeder.
HİPOGONADİSMUS: Husyelerein yeterince hormon salğılıyamaması
HİPOKONDRİ: Sürekli hasta olduğu vehmine kapılma
HİPOKSİ: Organ ve dokularda oksijen azlığı
HİPOSPADİAS: Penisin doğumsal bir şekil bozukluğudur. İdrar yolunun son kısmı olan üretra`nın dışa açılan deliğinin normal yerinde değil, penisin alt yüzünde herhangi bir yerde olması halidir.
HİPOTALAMUS: Orta beynin altında bulunan bu merkezsinir ve hormonları konturoleder.
HİPOTANSİYON: Alçak tansiyon
HOMOCYSTEİN: Kolesterolu oksitleyen biyojen amin
26 Mart 2008 20:03 · engelci
GAİTA: Dşkı
GALAKTEMİ: Kanda süt bulunması.
GALAKTORE: Memeden kendiliğinden süt gelmesi.
GALAKTOSEL: Memede, içi süt dolu kist.
GALAKTOZ: Süt şekeri.
GALAKTOZÜRİ: Gebelerde idrarla galaktoz çıkması.
GALAKTÜRİ: İdrarın süt görünümünde çıkması.
GANGLİON: Lenf bezi, bazı ufak urlara verilen isim.
GANGREN: Dokunun ölmesidir, ancak halk arasında daha çok bir uzvun vücuda bağlıyken ölmesi anlaşılır.
GASTRİT: Mide iltihabı.
GASTRODÜODENİT: Mide ve onikiparmak barsağının iltihabı.
GASTROENTERELOG: Mide, barsak hastalıkları mütehassısı.
GASTROENTERİT: İshalle seyreden mide barsak iltihabı.
GASTROENTEROLOJİ: Mide, barsak hastalıkları bilgisi.
GASTROİNTESTİNAL: Mide - barsak.
GASTROLİT: Mide taşı.
GASTROMEGALİ: Midenin genişlemesi.
GASTRONOMİ: İyi yemek yeme bilimi.
GASTROPTOZİS: Mide düşüklüğü.
GASTROSKOPİ: Hastaya yutturulan bir kamera ile midenin görerek muayene edilmesi.
GİARDİA: Tek hücreli organizmalardandır. Esas adı Giardia Lamblialis olup, sindirim sisteminde yerleşir.
GİARDİASİS: Giardia İntestinalis adlı mikroorgnizmanın sebep olduğu hastalık.
GLOKOM: Karasu, göz iç basıncının artması ile belirgin göz hastalığı
GLOMERÜLİT: Böbrek hücre demetinin iltihaplanması
GLUKOM: Göz basıncının arması, sonucu ortaya çıkan rahatsızlık
GNORE: Bel soğukluğu
GRİND: Yara kabuğu